1 Mart 2014 Cumartesi

Ömür dediğin...

Hızla tükenen bir akşamın uzun süren gecesindeydik,hiç bu kadar adil(?) değildi bakışların,yıllar olmuştu karşılaşmayalı,gecenin hiç biri bu kadar uzun olamazdı vicdanın için;artık karşılaşmıştık ya,varsın olmasındı sabah,ömür dediğin tam olarak ne idi;yüzündeki kırışıklar mı yoksa gözaltı keselerindeki artan şişkinlik mi? Bana sorarsan  yediğim kazıklardan ibaretti...
Hayat herkesin planladığı gibi gidebilirdi benim ki her nedense bir rayına oturmamıştı,sürekli olarak süreksizlik yaşıyordum,kimileri bana istikrarsız diyor kimiler ise es geçiyordu.
İnsanlar hep değişiyor verdikleri sözleri tutmuyorlardi;gerçi değişmeyen tek sey değişimdi.O kadar olacaktı...O kadar sahtelik kabul edilebilinir miydi tartışılırdı.
Yaşamanın insanlardan gelebilecek tehlikelere karşı kendini savunma sanatı olduğunu kavrayalı fazla olmamıştı,hala tedirgin hala ürkek,düştüğün anda kalkamayasın diye üstüne basıp geçenler olabileceğinden şüphesizdim...
Her geçen gün yeni haksızlıklar yaşıyor ve duyarsızlaşıyordum;yavaş yavaş dünyanın benim yaşadıklarımdan dolayı durmayacağını ve sadece benim acılarımla dolu olmadığını öğreniyordum...
Hayat denen gün aşımında;ben hep geceleri kabuslarla kan ter içinde kalsamda;yeni güne yine savunma sanatının incelikleri ile başlamıştım;oysa benim için uyandığım en kötü sabah olabilirdi.Kendime hep sinirlenir sonra sakinleşirdim sebepsiz...
Neden diye sorabilecek nedenlerim o kadar çoktuki kendimi uzun gecelere hapsetmek istemiyordum;ötekiler gibi "bana ne" demeyi öğrenememiştim henüz ve öğrenemeyecektim de belki ama sabahları da olmalıydı içinden çıkamadığım gecelerin...
Hayat kendi halinde devam ederken kendi halini düşünecek hale gelmesinde sakınca yoktu benim için;nitekim yıllar sonra olsada ilahi adalet tek kelimeyle tecelli etmişti..
Yıllar sonra bile olsa size haksızlık yapanlar karşınıza elbet çıkacaktır..Siz yeterki serin duruşunuzu bozmayın... Tek kelimeyle altın vuruş yapmanız için fırsat elbet doğacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder