Ölümmü yalnızlıktır;yalnızlıkmı ölüm tartışılırken mutluluğun çıkmaz sokağında hangi aydinlatma ışığı aydinlatabilir o çaresizliği yada ne zaman nerde söker şafak senin korktuğun karanliklarını, düşünmek gerekir...Basit,ucuz gördüğün herşeyin piyasa değerinin üstünde olduğu;bunun yanında zam yapılamayan tek şeyin insanlar olduğu için bu kadar ucuz kaldıkları yaşadıklarımızın özetide olsa;herkesin kendine kurduğu dünya hakli yada haksiz olsun kendince hakli olmuştur..Yaşli ve bakım evinde ki insanların uzaklara baktıklarinda hissettiklerinin tamami bu anlattiklarımdan ibarettir,onlar için hayat -beklerler gelmez gelirler "bekledikleri" "vefasiz"lari değildir-hiç bir şafak onlar için sökmez,mutlak karanlik olan sonsuzluğa gitmelerine az kalmıştir, ah o gençliklerindeki her ucuz gördükleri şimdilerde haketmediği şekilde piyasa değerinin üstüne çıkmıştır
;herşey olduğunca kıymetlenmiş manevi olarak pahalanmıştır,hiç bir günaydın onlara değildir;"beni benimle bırak bu cehennemde"diyebilecek kadar vakur olamadıkları gibi olabildiğince çaresizlerdir...Karşılıklı ilişkilerde birbirimize olan sevgimizi yitirmeden;saygı sınırını aşmadan;hiç bir masumun gözyaşına sebep olmadan;bir de sevdiklerimizin hakettiği değerin fazlasini hakettiklerini unutmadan yaşamamız gerekmekte;her günaydının;her günbatımının bütün şafağın yeniden sökülüşünün bu şekilde kıymeti bilinmiş olur.
Yoksa ömür denen asimetrik seyahatte kim bütün sınavlardan geçmişki? Zaman hızla geçerken;bir de hayat sizi hep geçmişken; elinden sımsıkı tuttuklarınızdan vazgeçmeyin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder