6 Şubat 2014 Perşembe

Ah o gidişlerin..

Ah o gidişler yokmu;kavuşacakken sevdiğine sanki delirmişcesine sevinir insan ne yaptığını bilmez.Biraz çocuktur biraz da akıl gitmiştir üstünden..Ama bir de geri dönüşler ayrılıklar var ki;kimse bilmez kalbine saplanan biçağin derinliğini;içinde kopan firtinalarin şiddetini;elini her uzattiğinda karşısında bir boşluğun seni çekip götürmesini;
Biraz yanliz biraz çaresiz birazda kimsesizdir insan.Savrulan yaprak gibi çarptıkca rüzgara her seferinde yıpranır...Duygular alir götürür karanliğa;ve o karanliğa teslim olurcasina;
Savunmasizdir insan gidişlerde kendini mahşer kalabaliğinda hisseder kimseyi tanimayan bir yabancidir;dalindan koparilmiş bir gül gibi;anne gözyaşı masumluğunda korunmasizdir...
Birazda habersizdir gidişlerde;sonrasinda başına ne geleceğini bilemez;onu kollayan yoktur sefkat gösteren sicak bağrina basan babanın olmayışı yetimliğindedir...
Gitmek ne zordur;kabullenmek;gözyaşı dökmek ve bu gözyaşlari pınar olurken ruhuna;bu ıslanmanin ne kadar acımasız olduğunu bilmek...
İnsan kendisine dönüm noktasi yada kırılma noktası diye belirlediği o noktalardan ne kadar uzağa yol katetsede aslinda hep o merkezde kalmıştir.Çünkü bu duygusal seyahatlere başladiği nokta onun biraz tutucu;biraz masum;biraz mahçup;dürüst;inancinin tam olduğu;çaresizliği;kimsesizliği;fedakarliğı;mücaadeleyi kavramaya başladıği noktadır...Aslinda kimse tam
Manasiyla çekip gidememiştir.Kapıyı carpip gitmek diye birşeyde yoktur zaten....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder