11 Nisan 2014 Cuma

Deli şair ve minnoş..


Minicik idik ayağımız küçük taşlara takılır düşerdik.Büyüdük ruhumuz insanlara takılır oldu;şimdilerde aşk diye bir şey uydurmuşlar,sesli başlayıp sessiz bitiyor aynen yazıldığı gibi de okunuyordu(AŞK).Herkeste seviyordu yada öyle görünüyordu;günlerden yine AŞK' tı o da kalbinden isabet almışcasına bir güzele vurulmuştu;adeta bütün perdeler kapanmış sanki oyun bitmiş de karanlıklar gece gibi üstünü kaplamıştı,akşama yorgunluğu geçecek;bu maceraya kaldığı yerden geri başlayacaktı;akşam olmasını heyecanla bekliyordu yeniden onu düşünecek belkide bir sesini duyabilmek için bütün teknolojik imkanları seferber edecekti; yoksa aşık mı olmuştu? Diğer taraftan da hiç büyümek istemediği geldi aklına;çünkü o masumluğun o şirinliğin ifadesi kaybolacaktı yüzünden,aşk denen şey ona da bulaşacak ve beceremediği her şey başına gelecekti.Belki de katlanılabilen tek şey sevdiğinin gözlerindeki okyanus maviliğinde yaptığı duygusal seyahatti.O da olmasa anlamı yoktu aşk dedikleri şeyin.
Birazda aşkın; insanların çaresizliklerinin uydurması olduğuna inandı.Çünkü aşk adı altında yaşanıyordu gizlediğin ve hayata karşı dik durabildiğin bütün duygular;şartsız kabul edebiliyor idin bütün sorumlulukları ve hiç bir hak talep etmeden kalpler arasındaki karşılıksız sözleşme gibi basabiliyor idin imzayı;kendince çaresizliğin içinde olduğunu fark ettiğinde sırılsıklam bağlanmıştı;karşıydı bütün bağımlılıklara ama teslim olmuştu fark edemeden...
Deli gibi sevdiği minnoşuna ifade edebileceği her cümleyi seçerken süsleyemez oluyordu;olabildiğince doğaldı yanında,oysa en iyi bildiği iş buydu.Ama bunu da unutuvermişti;aslında o masumluğa;doğallığa ve delikanlı 'kız'  olmasına hayran kalmıştı; -hep böyle kal emi- deyiverirdi belli belirsiz zamanlarda kaybetmekten korkarcasına;
Deli şair fark etmiş idi AŞK denen şey bir değil on beden büyük gelmişti kendisine;çünkü korkuları vardı kaybetmek gibi; yalnız kalmak gibi;sakladığı ama açığa çıktığında endişe edeceği hep mağrur dik duruşu gibi;bir süre sonra 'ben deliyim kusuruma bakma' demeye başlamıştı...
Onunda hayalleri var idi (mutlu bir yuva kurmak gibi) sen deli isen onun kabahati yoktu hayata karşı masumluğunu koruyabilen biri olarak;dedi
Deli şair dik duruşunu gösterircesine tüm hasletlerini;sevincini mutluluğunu ve sonradan inandığı AŞK denen öğretisini yüreğinin cebine koyup uzaklara duygusal sürgünlere doğru  yürüdü;mertti giderken ağzından iki damla söz döküldü 'MUTLULUĞUN PEŞİNDEN KOŞ GİT VE HAK ETTİĞİN MUTLULUĞU BUL'diye mırıldanıverdi.Bir terk ediliş sandı minnoş ama yıllar geçtikten sonra anlamıştı ki deli şairin öğrenilmiş çaresizliğiydi bu ....
Sevdiğiniz insanlara iyi davranın;eğer ki üzüyor iseniz sebebini mutlaka söyleyin;yüreğinizi teslim ettiğiniz ve kalbine girdiğiniz insanlara yalan söylemeyin..Yapamıyorsanız adam gibi  ona söz ve ümit vermeden çekip gidin...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder